Oturma Grubu

Listen onDinle

AboutHakkında

Oturma Grubu is an experimental band formed in Ankara in 2003 by Can Ertoğan, Deniz Doğançay and Sesim Gökmen, and later based in Istanbul. It published its first song in 2004, and Ozan Tügen joined the band in 2006. Its music grew out of long improvised sessions with guest musicians and moves between post-rock, nu-jazz and electronic music. Releases: Underground (2005), Puf (2007) and Somya (2009).

Oturma Grubu, 2003’te Ankara’da Can Ertoğan, Deniz Doğançay ve Sesim Gökmen tarafından kuruldu, daha sonra İstanbul’a taşındı. İlk şarkısını 2004’te yayımladı; Ozan Tügen 2006’da gruba katıldı. Konuk müzisyenlerle yapılan uzun doğaçlama seanslarından doğan müziği post-rock, nu-jazz ve elektronik arasında gezinir. Yayınlar: Underground (2005), Puf (2007) ve Somya (2009).

FeaturingKonuk müzisyenler

ThanksTeşekkürler

On the radioRadyoda

Radyo ODTÜ — Alt Sokak
Ankara · 17 November 2006 · with Muzaffer and Tuğçe · 25 minAnkara · 17 Kasım 2006 · Muzaffer ve Tuğçe ile · 25 dk
Açık Radyo — Farazi
Istanbul · 2011 · with Yaprak Melike Uyar · indie-rock, post-rock and electronica · 55 minİstanbul · 2011 · Yaprak Melike Uyar ile · indie-rock, post-rock ve elektronika · 55 dk

InterviewSöyleşi

Argent magazine, 2007 · Can Ertoğan & Deniz DoğançayArgent dergisi, 2007 · Can Ertoğan ve Deniz Doğançay

Oturma Grubu was founded in 2004 by Can Ertoğan, Deniz Doğançay and Sesim Gökmen and makes electronic-based nu-jazz. They write their music together with many professional musicians, and their fan base grows by the day. The musicians they have worked with include Ozan Tügen, Toygun Sözen, Utku Vargı, Tarkan Gözübüyük, Sarah Nile Cameron, Deniz Güngör, Baran Atasoy, Kerem İşeri, Sehacan and Bican Polat. The band writes a kind of music rarely heard in this country, and it is not for sale: anyone can get the tracks from the band’s website. The interview below was conducted with Can Ertoğan and Deniz Doğançay.

Oturma Grubu Can Ertoğan, Deniz Doğançay ve Sesim Gökmen tarafından 2004 yılında kuruldu ve elektronik bazlı Nu-Jazz tarzında müzik yapıyor. Pek çok profesyonel müzisyenle birlikte yaptıkları besteleri ve gün geçtikçe büyüyen bir hayran kitleleri var. Birlikte çalıştıkları müzisyenler arasında Ozan Tügen, Toygun Sözen, Utku Vargı, Tarkan Gözübüyük, Sarah Nile Cameron, Deniz Güngör, Baran Atasoy, Kerem İşeri, Sehacan ve Bican Polat var. Ülkemizde çok rastlanmayacak türde besteler yapan grubun müzikleri satılık değil. Dileyen herkes grubun web sitesinden parçalara ulaşabilir. Aşağıda okuyacağınız söyleşi Can Ertoğan ve Deniz Doğançay ile gerçekleştirildi.

Three people came together and formed a band… Can you tell us a little about that story?

Üç kişi biraraya geldiniz ve bir grup kurdunuz... Bu hikayeden bahsedebilir miyiz biraz?

C.E.: I met Sesim and Deniz in the winter of 2003 at Manhattan Bar in Ankara. We had escaped the crowd and the stuffy air and were sitting on the stones outside, and it was really just another one of those endless “let’s make music, man” conversations. Nobody called anybody. A week later we ran into each other again. I made medallions out of scraps of newspaper, hung them around their necks and said, “Bravo, we made great music.” The next day we started working. Deniz and I have been on the same frequency ever since, and we moved to Istanbul. We have a home studio in Deniz’s room; Deniz’s command of recording technology gives us a real advantage. Sesim was very active in the beginning but now lives abroad and supports us wholeheartedly. Ozan Tügen played on all of our recent work and put a lot into the composing and mastering. Ozan is part of us, too.

C.E: 2003 kışı Ankara Manhattan Bar'da Sesim ve Deniz ile tanıştım. Kalabalık ve havasızlıktan kaçıp taşların üstünde otururken süre gelen "müzik yapalım abi" muhabbetlerinden biriydi aslında, kimse aramadı birbirini. Bir hafta sonra tekrar karşılaştık, kağıttan gazete parçalarından madalyon yapıp boyunlarına astım, "Bravo çok güzel müzik yaptık" dedim, ertesi gün çalışmalara başladık. Deniz'le o günden beri hep aynı frekansta olduk ve Istanbul'a taşındık. Deniz'in odasında bir ev stüdyomuz var; kayıt teknolojilerine son derece hakim olması bize güzel bir avantaj sağlıyor. Sesim başlarda çok aktifti fakat şu an yurtdışında yaşıyor ve bize gönülden destek veriyor. Ozan Tügen son çalışmalarımızın hepsinde yer aldı ve beste-mastering süreçlerinde çok emek verdi. Ozan'da bizim bir parçamız.

Oturma Grubu is quite an eye-catching name. Is there a special reason for it?

Oturma Grubu oldukça dikkat çekici bir isim. Özel bir nedeni var mı?

C.E.: We had to find a name in a hurry for a film project. It suddenly came to me, Deniz liked it a lot too, and we adopted it. It is easy for people to remember, and it gives us inspiration in live performances. Those were the main reasons.

C.E: Bir film projesi için apar topar isim bulmak zorunda kaldık, birden aklıma geliverdi, Deniz'inde çok hoşuna gitti ve bu ismi benimsedik. İnsanların aklında kolay kalması ve canlı performanslar içinde ilham vermesi etkin sebepler oldu.

Your music is hard to fit into a familiar definition. How do you describe the music you make? Musically, are you where you want to be?

Müziğinizi bildik bir tanıma oturtmak zor. Siz yaptığınız müziği nasıl tarif ediyorsunuz?, Müzikal açıdan olmak istediğiniz yerde misiniz?

D.D. & C.E.: Our first work started as improvised sessions between Deniz, Sesim and me. We would record for hours and then develop the good ideas that came out of them. Especially after we started multitrack recording, we took even more care to keep that essence, and we used the recordings from those sessions unchanged. Soon we carried the habit on, first with musicians who were friends of ours and later with people who liked our music and joined us through our circle and MySpace.

We have collected our music on three separate CDs. The CD from the project called “Underground” (ten tracks) mostly sums up these improvisations: many jams made it onto this CD exactly as they were played, without losing their tension. Our other project, and our first, “Berjer” (ten tracks), also grew out of improvisation with the influence and participation of guest artists; it reflects work in which we developed certain motifs and refreshed the recordings and sounds in the studio.

The project we have put the most work into over the past year is “Puf”. Of the 12 tracks this CD will have, we have fully finished four so far, and by the time this article is published two more will be nearly done. What goes into the Temps (Puf) could be described as an intense composing process, passing every sound through the finest of sieves, and great care in choosing guest artists. (D.D.: sleepless nights)

We listen to and meet many talented musicians in Turkey. Our aim is to share our music with them and to leave behind work that makes us happy when we look back. Back to the question: our music is made of these elements. Deniz graduated in viola from the Ankara State Conservatory, and I am a guitarist with roots in musicals, rock and blues. Our backgrounds look different at first glance, and when the guests and their musical sensibilities are added, very interesting approaches come out. Post-rock, nu-jazz, electronic and experimental music can all find a place in the same track. Although we collected the tracks on three separate CDs, they are as close to one another as they are different. That closeness defines our style and our sincerity.

Are we where we want to be musically? With a motivation that keeps renewing itself, we move every day toward new ideas, sounds and people. The city we live in, Istanbul, and the new cities and places we visit whenever we find the time inspire us, and that is the right path for us. We will keep this habit, and once we finish the “Puf” project we will start new ones.

D.D & C.E: İlk çalışmalarımız Deniz, Sesim ve ben, birlikte emprovize seansları şeklinde başladı. Saatler süren kayıtlar yapıyor ve buradan çıkan iyi fikirleri değerlendiriyorduk. Özellikle kanal kayıt yapmaya başladıktan sonra mümkün olduğunca bu özümüzü korumaya daha da özen gösterdik ve bu oturumlardaki kayıtları değiştirmeden kullandık. Kısa süre içinde, başta tanıdığımız arkadaşımız olan müzisyenler ve daha sonra müziğimizi sevip bizimle çevremiz ve myspace vasıtası ile katılan kişiler ile bu alışkanlığımızı sürdürdük.

Müziklerimizi üç ayrı CD de topladık. Proje ismi "Underground" (on parça) olan CD daha çok bu doğaçlama çalışmaları özetliyor, Bir çok paylaşım çalındığı şekli ile tansiyonunu kaybetmeden bu CD'de yerini aldı, bir diğer ve ilk projemiz "Berjer" (on parça) ise yine konuk sanatçılar etkisi ve katılımı ile doğaçlamadan doğarak belli motifler üzerine gidilerek ve stüdyo ortamında kayıtlarını ve seslerini tazelediğimiz çalışmaları yansıtıyor.

Son bir yıldır üzerinde en çok emek harcadığımız projemiz "Puf". Toplam 12 parçadan oluşacak bu CD'den henüz dört parçayı tam olarak bitirebildik ve bu yazı yayınlandığı sırada iki parça daha bitme sürecine girmiş olacak. Temp'lerin (puf) içeriği yoğun bir beste süreci ile her sesin incecik eleklerden geçirilmesi ve konuk sanatçı seçimindeki titizlik şeklinde anlatılabilir. (D.D: uykusuz geceler)

Türkiye'de bir çok yetenekli müzisyenler dinliyoruz ve tanışıyoruz, amacımız bu kişilerle müziğimizi paylaşmak ve geriye baktığımızda bize kendimizi mutlu hissettirecek çalışmalar bırakmak. Soruya dönecek olursak müziğimiz bu öğelerden oluşuyor. Deniz, Ankara Devlet Konservatuvarı viyola bölümü mezunu ve ben Müzikal, Rock, Blues kökenli bir gitaristim, kökenlerimiz ilk bakışta farklı, bir de konuklar ve onların müzik anlayışları eklenince çok ilginç yaklaşımlar ortaya çıkıyor. Post-Rock, NU-Jazz, Elektronik, Deneysel müzik aynı parçada yerini alabiliyor. Parçaları üç ayrı CD de toplasak da birbirlerinden farklı oldukları kadar birbirlerine yakınlar. Bu yakınlık bizim tarzımızı ve samimiyetimizi tanımlıyor.

Müzikal açıdan istediğimiz yerde miyiz? Sürekli yenilenen bir motivasyon ile her gün yeni fikirlere, seslere ve insanlara doğru yol alıyoruz, Yaşadığımız şehir İstanbul ve vakit bulabildikçe gezdiğimiz yeni şehirler, mekanlar bize ilham veriyor ve bu bizim için doğru bir yol. Bu alışkanlığımızı sürdürerek "puf" projesini bitirdiğimizde yeni projelere başlayacağız.

We can listen to your music for free on the internet. The music industry, on the other hand, thinks the internet harms artists. What do you think?

Müziğinizi internet üzerinden bedava dinleyebiliyoruz. Müzik piyasası ise internetin sanatçılara zarar verdiği görüşünde. Siz ne düşünüyorsunuz?

D.D.: The internet music market is taking the place of the music market. Record companies did not see the internet as a serious threat while it was growing, and now they are paying for it. Only albums by very well-known artists get the attention expected of them. But this also opens up new goals for the music market. Radiohead, for example, released their latest album online for free or for a donation.

C.E. & D.D.: From our point of view, market conditions have nothing to do with us. Our music will always be on the web, and our concerts will be free. We make music for ourselves.

D.D: Müzik piyasasının yerini, İnternet müzik piyasası alıyor. Müzik yapım şirketleri İnternet gelişirken bunu ciddi bir tehdit olarak göremediler ve bunun acısını çekiyorlar. Sadece çok tanınmış sanatçıların albümleri beklenen ilgiyi görebiliyor. Fakat bu sayede müzik piyasası için yeni hedefler doğabiliyor. Örnek olarak, Radiohead son albümünü Internet üzerinden ücretsiz veya bağış yöntemi ile yayınladı.

C.E & D.D: Bizim açımızdan bakarsanız piyasa koşulları ile ilgimiz yok. Müziğimiz her zaman web üzerinde, konserlerimiz ise ücretsiz olacak. Kendimiz için müzik yapıyoruz.

The people who discover you know you. But how will Turkey get to know you?

Keşfedenler sizi tanıyor. Peki Türkiye sizi nasıl tanıyacak?

At first it was our circle of friends; for the last few years we have been reaching a certain audience through www.myspace.com and www.soundirect.net. Over the past year, Radyo ODTÜ above all, as well as Açık Radyo and Radyo Eksen, have supported us. We have warm relationships with initiatives such as Karga-ART and Frekans. We would also like to thank your magazine for giving us this opportunity.

To reach us and our music, you can use www.oturmagrubu.net or the “oturmagrubu” group on Facebook. Many thanks to Uluç Ali Kılıç for the videos and illustrations, to Tolga Görgün for our logo, and to everyone who has taken part.

Başlarda arkadaş çevremiz son birkaç yıldır ise www.myspace.com ve www.soundirect.net siteleri vasıtası ile belirli bir kitleye ulaşıyoruz. Son bir yıldır başta Radyo Odtü olmak üzere Açık Radyo ve Radyo Eksen bize destek verdi. Karga-ART, Frekans gibi oluşumlarla sıcak ilişkiler içindeyiz. Derginize de bu imkanı bize sunduğu için teşekkür ederiz.

Bize ve müziğimize ulaşmak için www.oturmagrubu.net adresini veya "facebook" üzerindeki "oturmagrubu" grubunu kullanabilirsiniz. Video ve illustrasyonlar konusunda Uluç Ali Kılıç'a, logomuz için Tolga Görgün'e ve tüm katılımcılarımıza çok teşekkür ederiz.

Originally published in Turkish in Argent magazine in 2007; English translation 2026. The band formed in 2003; its first song was published in 2004. Oturma grubu is Turkish for a living-room seating set; Berjer (bergère) and Puf (pouf) are pieces of furniture too. See the original pages: page 1, page 2.

2007’de Argent dergisinde yayımlanmıştır. Grup 2003’te kuruldu; ilk şarkısı 2004’te yayımlandı. Orijinal sayfalar: sayfa 1, sayfa 2.

Write to usBize yazın

Heard us on the radio, played with us, or just want to say hi? Send a message. It goes straight to the band.

Bizi radyoda mı dinlediniz, birlikte mi çaldık, ya da sadece merhaba mı demek istiyorsunuz? Mesajınız doğrudan gruba ulaşır.

Only the band sees your message. We never share your email.

Mesajınızı yalnızca grup görür. E-postanızı kimseyle paylaşmayız.